logo

07 Ocak 2015

Birinci Yılında ADR Süreci Masaya Yatırıldı

Birinci Yılında ADR Süreci Masaya Yatırıldı

ADR sürecinin hayata geçirilmesinin ardından yaklaşık bir yıl geçmesinin ardından 8. Uluslararası logitrans Transport Lojistik Fuarı’nda gerçekleştirilen “Yasal zorunluluğun birinci yılında ADR‘nin neresindeyiz?” konulu panelde masaya yatırıldı.

19 Kasım 2014 tarihinde logitrans Transport Lojistik Fuarı etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen “Yasal zorunluluğun birinci yılında ADR‘nin neresindeyiz?” konulu panelin moderatörlüğünü Taşıyanlar Dergisi Yayın Yönetmeni Vahit Mahmatlı yaptı. Uluslararası Nakliyeciler Derneği ADR Uzmanı Alper Özel, TSE Tehlikeli Madde ve Kombine Taşımacılık Müdürü Özlem Gümrah, Alışan Group Genel Koordinatörü ve DTD Genel Sekreteri  Jan Devrim’in de katıldığı panelin açılış konuşmasını Taşıyanlar Dergisi Yayın Yönetmeni Vahit Mahmatlı yaptı.

Mahmatlı, ADR anlaşmasının, Avrupa’da endüstrinin, ekonominin ve ticari entegrasyonların gelişimini sağlayan anlaşmalardan TIR Sözleşmesi gibi önemli bir başka anlaşma olduğunu söyleyerek bunun aynı zamanda taşımanın diğer unsurlarını da etkilediğini ifade etti. ADR’nin deniz ve demir yoluyla tehlikeli maddelerin taşınması gibi konularda çok temel belirleyici anlaşma olduğunu da hatırlatan Vahmatlı, “1950’li yıllarda yapılan anlaşmanın girişindeki başlangıç cümlesi tehlikeli maddelerin karayoluyla güvenli taşınması iken bu amaç bugün güvenli, çevreci ve ekonomik taşıma şekline dönüşmüştür. Hatta anlaşmayı düzenleyen ve hazırlayan taraflar uygulamada başarılı olan taraflar rekabette bir üstünlük ve standartları diğerlerine kabul ettirmenin de bir yolu olarak başarılı bir şekilde kullanmaktadırlar” dedi.

Daha sonra söz alan Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) ADR Uzmanı Alper Özel ise ADR konusunun Türkiye’nin son yıllarda ulaşım açısından en çok takip ettiği konuların başında geldiğini söyleyerek şöyle devam etti: “Biz aslında tehlikeli madde taşımıyoruz. Doğru çevirisi ‘tehlikeli yük’ olması gerekir. Dolayısıyla oradaki farkı ortaya koymak gerekir ama dilimize tehlikeli madde ya da mal taşımacılığı olarak geçmiştir. Daha da ileriye gitmek gerekirse bizde sürücü camiasında her şey yanıcıdır. ‘Yanıcı taşıyor musun? Yanıcı belgen var mı?’ gibi… Doğrusu tehlikeli yük taşımacılığı olması gerekir diye düşünüyorum.

Türkiye’de ADR Zemini Oluşturuldu

ADR sözleşmesiyle ilgili metinler özetle şunu söylüyor:  İnsanların hayatlarına güvence sağlanması, eşyanın hayvanların çevrenin korunması için ekonominin gerektirdiği taşıma zaruretine uygun, uluslararası taşıma modlarına uyumlu, tüm ülkelerin eğitimli insan ve insan kaynakları yetiştirilmesi gibi ve ortak uluslararası kurallara da tehlikeli maddenin taşınmasını emreder. Sözleşmenin kısaca özeti budur.”

Sözleşmede üç temel faktör göze çarptığını aktaran Özel, bunların eğitim, teknik standartlar ve denetim odluğunu vurguları. Türkiye’de bu üç  ayağın da bir zemine oturtulduğunu belirten özel yapılması gereken çok iş olduğunu söyleyerek “Benzer anlaşmalara baktığımız zaman en çok göze çarpan ADR oluyor. Çünkü hem taşıma hacmi açısından ve sıklığı açısından karayolu daha çok ön planda oluyor. Ve karayolu taşımacılığı diğer modlara göre biraz daha ön planda ve biraz daha ilgi alaka isteyen bir süreç olarak gözümüze çarpıyor” dedi.

Türkiye’de Yaklaşık 58 bin Tanker Yollarda

Birinci Yılında ADR Süreci Masaya Yatırıldı-1

Daha sonra söz alan TREDER Genel Sekreteri Ayhan Eryazar da dernek olarak ADR sürecinin en büyük destekçisi olarak çok yoğun bir şekilde çalışmalarla katıldıklarını söyledi.

2007 yılında kurulan TREDER’in 18 üyesiyle yıllık yaklaşık 25 bin treyler ürettiğini ve bunun da pazarın yaklaşık yüzde 65’ini oluşturduğunu açıkladı. Başta Avrupa ve Rusya olmak üzere Asya, Afrika ve Ortadoğu pazarlarına treyler ihracatı yapıldığını belirten Eryazar, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’de şu anda 58 bin civarında kamyon tanker ve tanker  treyler var. Bu bizim Ulaştırma Bakanlığı’ndan aldığımız güncel bir veri. Peki, bizim treyler sektörü bu işin neresinde? Bu işe hazır mıyız ADR konusunda? Evet, ADR’li üretim yapmaya biz hazırız. ADR tam olarak devreye girmeden önce de ADR’ye uyumlu tanker üretiyordu bazı üyelerimiz. Bugün TREDER’in ADR’li tanker üreten 7 tane üyesi var. Bu üreticiler tek vardiyada yıllık yaklaşık 3 bin adet tanker üretecek kapasitedeler. Türkiye’de  11 tasarım onaylı firma var ve bunların yedisi TREDER üyesi.”

Türkiye’de güvenlik kültürü konusunda çok ciddi eksiklerin olduğunu sözlerine ekleyen Eryazar, ADR’nin bu güvenlik kültürünün oturmasına, yaygınlaşmasına çok ciddi anlamda dernek olarak katkıda bulunacağını düşündüklerini belirterek, “Şu anda geldiğimiz noktada en önemli gördüğümüz hususlardan biri de TSE muayene istasyonlarının yeterli sayıya ulaşmasıdır. Türkiye’de ADR’li tanker üretimiyle ilgili bir sıkıntı yoktur. TSE de sağlıklı bir şekilde belgelendirme işlemlerini yapmaktadır. ADR’li veya ADR’siz araçların trafiğe tescillerinde herhangi bir ayırım yoktur. Ama biz dernek olarak ruhsatlara bu bilgilerin de işlenmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

ADR Sadece Tankerle Taşımacılık Değil

Alışan Grup Genel Koordinatör DTD Genel Sekreteri Jan Devrim, tehlikeli maddenin sadece tankerle taşımacılık olmadığını söyleyerek başladığı konuşmasında, bunun çok geniş kapsamlı olduğunu vurgulayarak, “Bunun depolanması da tehlikeli madde lojistiğinin bir parçası. Niyeyse bizim zihnimiz tankere çok odaklanmış durumda. Lojistik sektörünün katma değerinin artması gerekiyor. Biz kamyon işletmecisi olmaya devam ettiğimiz sürece bu problemleri çözemeyiz. Benim müşterim taksi çağırır gibi benden araç çağırıyor. Tehlikeli madde lojistiği böyle bir şey değil ve lojistiğin kendisi de böyle bir şey değil. İyi bir planlamaya ihtiyaç duyar” dedi.

TSE Tehlikeli Madde ve Kombine Taşımacılık Müdürü Özlem Gümrah ise ADR ile ilgili olarak teknik konulara değindi. Gürman, konuşmasında şu detaylara yer verdi: “Bir aracı ikiye ayırmamız gerekir. Üstyapı ve altyapı olarak inceleyebiliriz. Üstyapıda şu anda kapsamımızda olan aynı zamanda akredite olduğumuz alanlar:  portatif tanklar, sabit tanklar yani tankerler, FRP tanklar, sökülebilir tanklar, tank konteynerleri, tank takas gövdeleri ve çok elemanlı gaz konteynerlerinden ibaret. Bu bahsettiğimiz üstyapıda ara muayeneler, periyodik muayeneler ve tankın başına herhangi bir kaza veya tamirat geldiğinde yapılması gereken istisnai muayeneler ve ilk üretildiği andaki muayenesi ve de tasarım doğrulaması dahil.

ADR’de Üretici ve TSE Sorumluluğu Paylaşıyor

Özlem-GümrahAltyapıda  dönemsel teknik muayene denilen ve yılda bir kere tekrarlanması gereken yıllık muayeneyi yaptıklarını aktaran Gümrah, yıllık muayene sonucunda araç ADR Uygunluk Belgesi’ni düzenlediklerini kaydederek şunları söyledi: “Bunun dışında yine araç kısmında da eğer üzerinde bir üstyapı varsa araçla üstyapının bağlantı noktalarında cıvata ve bunun gibi bağlantı kaynaklı imalatta sonda eleman yöntemiyle yeni bir tasarım çalışması söz konusu burada. Bir doğrulama yapıyoruz. Mukavemet hesaplarını inceliyoruz. Altyapıda aynı zamanda ülkemizde gerçekleştirilen fenni muayene de söz konusu. Öncelikle araçlar TSE’ye başvurmadan önce fenni muayenelerinden geçmiş olmak durumundalar. Bir ADR’li tankerde neler olması gerekir? Öncelikle yapı testleri, basınç ve sızdırmazlık testleri yapılıyor. Malzeme onayı olması gerekir. Yani bir ADR’li tankerde sacından başlayarak, aslında tasarımından başlayarak ama tasarım süreci onaylandıktan sonra sacından başlayarak bir denetim mekanizması işletilmektedir. Örneğin kapak ve dalga kıranlar, et kalınlıkları, maksimum mesafeler, maksimum bölme hacimleri, tüm tank yüzeyinde radyografik muayeneler, kaynakların muayeneleri, boyutsal kontroller ve daha detaylı olarak aksamların muayeneleri, delik sayıları, menholler, dip vanaları, kaplingler gibi… Taşınan  maddenin ilgili malzemeye tankın malzemesine uyumu veya contaların uyumu gibi çok detaylı bir inceleme yapılmaktadır. Tankın teknik yeterliliğinin incelenmesi aşamasında ise tank tipinin doğrulanması, taşınacak maddeyle tank tipinin uygunluğu ve tank tasarımının doğrulanmasını dikkate alıyoruz.”

Detaylar Prototip Muayenesiyle Hayata Geçiyor

Daha sonra tüm bu tank tasarımı hesaplarının kontrol edilmesinden sonra, tankın tipi belirlendikten sonra TSE’nin üreticiden tankı üretmesini istediklerini kaydeden Gürman,  bu aşamada üretim yerinizi incelemeye aldıklarını sözlerine ekleyerek, şu bilgileri verdi: “Üretim yeri incelemesinde ise kalite dokümanlarından başlıyoruz ve aynı zamanda tankı üretmek için gerekli olan teçhizat, personel yönüyle veya kullanılan ekipmanların kalibrasyonu gibi detayları inceliyoruz. Dolayısıyla siz bu tankı aslında burada üretebilir misiniz diye bunun kontrolünü yapmış oluyoruz. Üretim yeri incelemesinden geçtikten sonra ise bu tankı üretmenizi istiyoruz. Bir prototip ve bir örnek yapmanızı istiyoruz. Prototip muayenesi daha sonra her üretilen tank için tekrarlanıyor. Yani her üretilen tank aynı şekilde muayene edilmiş ve onaylanmış oluyor. Muayene ve prototip testlerinde yine aynı ilgili standartlar vardır. ADR’nin atıf yapmış olduğu.. ADR her ne kadar geniş bir yönetmelik olsa bile aslında bize göre bir çerçeve yönetmeliktir.”

Share

Yeni Yorumlar Kapalı.