logo

Gencer Kasa Aldığı FRC Sertifikasıyla Bir İlke İmza Attı

Gencer Kasa Aldığı FRC Sertifikasıyla Bir İlke İmza AttıYaptığı yatırımlarla Türkiye’de ATP-FRC belgesine sahip olan tek kasa üreticisi olan Gencer Kasa Genel Müdürü Ayhan Gencer ATP belgesinin müşteriyi olduğu kadar halk sağlığını da koruyacak önemli bir unsur olduğunu vurguluyor.

Geçtiğimiz yıl görüşmelere başlanan ATP kanun tasarısı 9 Mayıs 2012 Tarihi itibari ile “Bozulabilir Gıda Maddelerinin Uluslararası Taşımacılığı ve Bu Taşımacılık Faaliyetinde Kullanılacak Özel Ekipmana İlişkin Anlaşmaya Katılmamızın Uygun Bulunduğuna Dair Kanun” Cumhurbaşkanlığı tarafından onaylanarak yayımlanmak üzere Başbakanlık’a gönderildi. ATP Konvansiyonu’nun kanunlaşmasıyla birlikte et, süt, balık ve sebze-meyve gibi kolay bozulabilen gıdaların hem sağlıksız taşınmasının önüne geçilmesi hem de bunun yarattığı ekonomik kayıpların ortadan kaldırılması hedefleniyor.

ATP Konvansiyonu ile birlikte tüketiciye ulaşmadan bozulan yıllık 1 milyon ton sebze ve meyvenin kaybının da önüne geçilmesi hedefleniyor. Uygun donanıma sahip olmayan araçlarla taşınan ve dağıtılan gıda maddeleri, muhtelif fiziki şartlara maruz kalıyor ve son kullanıcıya ulaşmadan veya raf ömürleri tükendiği için çöpe gidiyor. Gıdalar sağlıklı koşullarda taşınmaması nedeniyle domatesin yüzde 30’u, incir, üzüm, hurma, kavun gibi yaş meyvelerin ise yaklaşık yüzde 12’si tüketiciye ulaşmadan çürüyor.

ATP uygulamasının yürürlüğe girmesiyle birlikte kayıpların önüne geçilmesi hedefleniyor ancak yasal düzenlemenin yapılması sadece ilk adımı oluşturuyor ve gidilecek çok yol var.

Konuyla ilgili bir değerlendirme yapan Gencer Kasa Genel Müdürü Ayhan Gencer, Türkiye’de ATP ile ilgili en büyük problemin henüz yeterince denetim yapılmadığı için, ATP’ye uygun olmayan kasayla donatılmış araçların piyasada dolaştığını belirterek, “ATP kriterlerine göre üretilmiş nitelikli bir kasa ile bu normlara uymadan üretilen kasalar arasında yüzde 50 oranında maliyet farkı var. Henüz yeterince denetim olmadığı için alıcılar kriterlere uygun olmayan, güvenli taşıma yapmanın mümkün olmadığı ucuz ürünlere yöneliyorlar.

Müşteri; ‘kimse benden bir şey belge istemiyor. ATP ile ilgili ben niye bunun için 100-200 Euro fazla ödeyeyim’ diyor. Biz de bunun 100-200 Euro ile ilgili bir mesele olmadığını, bir kalite politikası olduğunu ve müşteriyi koruduğunu vurguluyoruz. Müşteriler teklif alırken, poliüretanın CTP gibi malzemelerin özelliğini soracağına ‘ATP belgeniz var mı?’ diye sorsalar; diğer sorulara gerek kalmayacak. Böylece üretici de ATP kriterlerine uygun üretmek zorunda kalacak” dedi.

Treylerde Sorun Yok, Sıkıntı Küçük Sınıftaki Kasalarda

Gencer Kasa Genel Müdürü Ayhan GencerSorunun treyler üretiminden ziyade,  küçük tonajlı üstyapı ürünlerinde daha yaygın olduğunu söyleyen Gencer, şöyle devam etti: “Treylerler ağırlıklı olarak Avrupa ülkelerine çalıştığı için ATP kriterleri açısından sıkıntı yaşanmıyor. Avrupa güzergahında sıkı denetim yapılıyor. Küçük sınıftaki araçlar ise yurtiçinde çalıştığı ve yeterince denetim yapılmadığı için kriterlere uyamayan araç üretenler var. Bu gibi üreticiler, bizim gibi kriterleri yerine getiren, bunun için yatırım yapan ve bedelini ödeyen üreticiler için haksız rekabet yaratıyorlar.”

Gencer Kasa olarak, ATP Sertifikası’nı 2007 yılında aldıklarını ve belgenin önemini müşterilerine de anlattıklarını ifade eden Ayhan Gencer, şunları söyledi:

“ATP ile ilgili konvansiyon henüz imzalanmamışken, biz gerekli belgeyi aldık. Gerçekten ATP normlarına uygun kasa yapanlar için ek bir maliyet yok. Bir başka ifadeyle zaten biz kasaları olması gerektiği gibi üretiyorduk. Dolayısıyla belgeyi almak için büyük bir maliyete katlanmadık. Kriterlere uymayan üreticiler, denetimleri beklemeden durumlarını yasanın öngördüğü hale getirseler sıkıntıyla karşılaşmazlar. Ancak şu an sıkı bir denetim yapılsa normlara uymayan çok sayıda araç olduğu saptanacaktır. Herkes ATP’ye uygun kasa üretse, üreticiler arasında en fazla 300 Euro fark olur ve müşteriler üreticiler arasındaki hizmet farkına bakarak karar verir. Oysa, bizim gibi kriterlere uyan üreticilerle uymayanların ürettikleri kasalar arasında yüzde 30’a varan fark var. Arada böyle fark olunca da müşteri ‘Ben neden yüzde 30 daha yüksek maliyete katlanıp Gencer Kasa’ya yaptırayım’ diye düşünebiliyor. Elmayla elmayı karşılaştırmıyor.”

Piyasada konuyla ilgili bilinç eksikliği olduğuna dikkati çeken Gencer, “Müşteriler kasa teklifi alırken ‘Ürünün ATP Sertifikası var mı?’ diye sorsalar, sıkıntı kalmayacak. Söz konusu belge müşteriyi koruyan bir belgedir. Müşteriler bu soruyu sordukları ve belgeli araçları tercih etmeye başladıkları zaman denetim sorunu da ortadan kalkar” dedi.

Türkiye’de ATP Test Merkezi Yok

Türkiye’de ATP test merkezi olmamasının büyük eksiklik olduğunu kaydeden Ayhan Gencer, “ATP kriterlerine göre üretim yapanların ürünleri dünyanın her yerine taşıma yapabilir. Bu kriterlere uygun üretilmeyen ürünler ise yurtiçi ile sınırlı kalır. Gerekli denetimler yapılırsa, yurtiçinde de kullanılamaz. Bu tip üretim yapanlar bir süre sonra piyasadan çekilmek zorunda kalıyor ve müşterileri bize geliyor” dedi.

Gerekli kriterleri yerine getirmek için büyük fedakarlıklarda bulunduklarını, kriterlere uymayanların ise haksız rekabet ortamı yaratarak kendilerine zarar verdiğini söyleyen Gencer, şunları söyledi:

“Yaptığımız işin teknoloji boyutu var. Bünyemizde mühendislerimiz, teknikerlerimiz var. Testlerimizi öncelikle kedimiz yapıyoruz. Bunun için TÜBİTAK, TSE gibi ciddi kurumlarla çalışıyoruz ve ürünlerimizi gönderip test raporlarını alıyoruz. Testten geçmeyen hiçbir parçayı kullanmıyoruz. Karşımızda ise test ya da mühendislikten haberi olmayan ‘ustam var’ mantığı ile iş yapanlar var. Bu durum bizi etkiliyor. Biz de fark yaratmak için FRC’mizi alalım ve cebimize koyalım. Bizden bunu talep eden müşterilerimiz var. Örneğin Netlog Lojistik Grubu, ‘Ben, bundan sonra kasalarımızı FRC’li istiyorum’ dedi. Onlar bize destek oldular. Araçlarımızı test merkezine gönderdik ve test sonuçlarımızı aldık. K-katsayısı binde 40’ın altındakiler FRC’dir; binde 40-binde 70 aralığı da FNA’dır. Biz FRC’yi binde 40’ın altını 0,344 ile geçtik, dolayısıyla binde 40’ın altındayız. Belgemizi, Almanya-Münih’de TÜVSÜD’den aldık.

Kamyon Kasasında FRC’si olan tek firmayız

Kamyon Kasasında FRC’si olan tek firmayızTürkiye’de FRC belgesine sahip tek üretici olduklarını söyleyen Ayhan Gencer, ürünlerle ilgili test sürecini ise şöyle anlattı:

“Test süreçlerini çok araştırdık. Önce bir kasa yapıyorsunuz. Başlangıçta konuyla ilgili hiç bilgimiz yoktu. Müşterimizin talebi üzerine araştırmaya başladık. Kalitemizden emin olduğumuz gerek duymuyorduk. Bir müşterimiz, ‘Herkes benim ürünüm daha iyi diyor. Bana ATP belgesini kim getirirse, siparişi ona veririm’ dedi. Altı yıl önce ATP’nin ne olduğunu bile bilmiyorduk. Bir danışman şirket tuttuk.  Bir kasa üretip, araca monte edip, aracı bir test merkezine göndermemiz gerektiğini söyledik.

Yaptığımız araştırma sırasında bu konuda Almanların en iyi olduğunu öğrendik. Biz de aracımızı Almanya’ya gönderdik. Testin nasıl yapıldığını da yerinde gördük. Öncelikle araç hakkında detaylı bilgi istiyorlar. Teknik çizimlerini, K-katsayılarını, CTP’lerini, dış ve iç ölçülerini, kullanılan malzemenin detaylarını veriyorsunuz. Aracı üç gün süren bir teste tabi tutuyorlar. Aracın önüne 60 milimetre çapında bir delik açılıyor. Delikten bir boru salınarak, aracın içi 60 derece ısıtılıyor. Aracın dışında da -60 derece soğuk ortam yaratılıyor. Bir gün boyunca bu şartlarda test yapılıyor. Kasanın çeşitli yerlerine ısı kaçakları olup olmadığını saptamak için cihazlar yerleştiriliyor.

İkinci gün ise ortam şartları değiştiriliyor ve kasanın içine soğuk hava üflenirken, dışarıda sıcak ortam yaratılıyor ve yine test ediliyor. Bu işlem 2 gün sürüyor. Termal kamerayla, ısı kaçağı varsa saptanıyor ve kaçakların olduğu yerlerin düzeltilmesi gerektiği belirtiliyor. Test sonucunda ortaya üç seçenek çıkıyor; FNC’ye ya da FNA’ya atılma durumu. Üçüncü sonuç ise, ‘bu araçla gıda taşımacılığı yapılamaz, aracınızı alın götürün’ diyorlar.”

Sertifikası Olduğu Sürece Tercihimiz Yerli Ürün

Gencer“CTP’nin yerlisini ve ithalini de kullanıyoruz. Arasındaki fark ise; taşımacılıkta kilogram çok önemli olan ağırlık. Daha önce kendimiz üretiyorduk. Üç milimetre kalınlığında CTP’ler yapıyorduk; bunları şimdi 1.4 milimetre kalınlığında yüksek teknolojili bir malzemeden üretiyoruz. Bu ürünler yüksek mukavemete sahip ve bizim ürettiğimiz 3 milimetrelik üründen daha sağlam, daha hafif ve maliyet olarak da aynı. Müşterilerimiz de ‘bize hafif kasa lazım’ diyor ve biz 4 metrelik bir kasayı frigorifikte 640 kilograma indirdik” diyen Gencer, şöyle devam etti: “Ürettiğimiz ürünleri; Hollanda, Fas, Cezayir, Suudi Arabistan, Irak, Suriye, Tacikistan, Romanya, Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan’a ihracat yapıyoruz. Dolayısıyla hem ithalatımız var hem de ihracat yapıyoruz. Büyük oranda Türk işçiliği kullanıyoruz. Ürünler söz konusu olduğunda ise, can alıcı ürünlerde sertifikası olanları tercih ediyoruz. Sertifikası olduğu sürece, tercihimiz biraz daha pahalı olsa bile yerli ürün.”

Gencer, ürettikleri sertifikalı  kasaların boyutlarıyla ilgili ise şu bilgileri verdi, “8,7 metre uzunluğundaki kasa ile 6 metrelik kasa arasında FRC’miz var; ATP ve FRC diye. ATP’li kasada şöyle bir durum var; eğer soğutucu da ATP’li ise, sizin aracınıza FRC veya FNA verebilirler.”

Gencer Kasa’nın yılda bin 200 adet kasa teslim ettiğini söyleyen Ayhan Gencer, “Bunun 200 adedini ihraç ediyoruz. Dondurma kasası üretiyoruz. Dondurma kasasının fiyatı belli; kimse pazarlık etmiyor. Rakip yurtdışında ve kalite belli. Sonuçta biz şu an yurtdışında çok ciddi oranda dondurma kasası satıyoruz, iç piyasaya da çok ciddi oranda kasa veriyoruz.

Bizim ürettiğimiz kasalar; Suudi Arabistan, Riyad Amman’da 50-60 derecede sorunsuz çalışıyor. -40dereceye kadar soğutan kasa yapmak kolay değil. Dünyada bunu yapabilen biz dahil 3 üretici var. Elbette ihracat yapabilecek kapasitede üretim gerçekleştiren firmalardan söz ediyorum” dedi.

Kalitesini Yükseltmeyen Firma Kaybeder

Türkiye’deki kasa üreticilerinin üretim kalitesini yükseltmelerinin şart olduğunu söyleyen Ayhan Gencer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Biz, Türkiye’deki yerli üreticilerin hepsinin ATP, FRC ve FNA almasını istiyoruz. Bu durum, Türkiye’nin kalitesini yükseltecektir. Avrupa’da çok ciddi bir sıkıntı var. Türkiye’deki firmalar birbiriyle uğraşırken, Avrupa’da sıkıntıda olan firmalar Türkiye’deki firmaların biriyle anlaşır, buraya gelir pazarı da böler ve yatırım yapmayan firmalar ellerindekini kaybederler.

Türkiye’deki üreticilerin kalitelerini yükseltmeleri şart. Kalitesiz ürünün ATP sertifikasını almak mümkün değil. En azından araçlarını teste göndererek, sonuçlarını alırlar ve kendilerini buna göre konumlandırırlar.”

Share

Yeni Yorumlar Kapalı.