logo

Tehlikeli Madde Taşımacılığında Son Dönemece Girildi

Tehlikeli Madde Taşımacılığında Son Dönemece GirildiYıllardır ertelenen ADR (Tehlikeli Malların Karayolu ile Uluslararası Taşımacılığına İlişkin Avrupa Anlaşması ) Konvansiyonu, 1 Ocak 2014 tarihinden itibaren yürürlüğe girecek. ADR’ye geçiş sürecinin sağlıklı yürütülmesi için sektördeki araçların envanteri çıkacak. Eski araçlar için geçiş kademeli olarak, tamamlanacak. 2018 yılına kadar ise mevcut araçların tamamının dönüşümü tamamlanmış olacak.

Treyler Sanayicileri Derneği (TREDER), 1 Ocak 2014’den itibaren yürürlüğe girecek ADR Yönetmeliği için sektör paydaşlarını bir araya getirdi. Düzenlenen zirvede tehlikeli maddelerin taşınmasında yeni dönem kamu ve özel sektör tarafından değerlendirildi. Özellikle eğitim, güvenlik danışmanı, kademeli geçiş, mevcut araçların durumu, güvenli taşımacılık ve mevzuat ile ilgili bilgiler konunun uzmanları tarafından paylaşıldı.

TSE’nin denetleme ve belgelendirme çalışmalarının da güncel haliyle gündeme getirildiği zirvede, TSE Başkanı Hulusi Şentürk, Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak, TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektör Meclisi ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, Tüm Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Cemil Ok, TAİD Başkanı Bahadır Özbayır, UND İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener gibi isimlerin yanı sıra kamu ve özel sektör temsilcileri yer aldı.

Zirvede ayrıca, ‘ADR Yönetmeliği’nin Türkiye’ye katkıları’ ve ‘Mevcut araç parkının ADR’ye geçiş süreci’ başlıkları altında iki ayrı panel düzenlendi.

TREDER Başkanı Kaan Saltık: “1 Ocak 2014’ü milat olarak kabul ediyoruz”

TREDER Başkanı Kaan SaltıkZirvenin açılışında, “1 Ocak 2014’ü milat olarak kabul ediyoruz” diyerek konuşmasına başlayan TREDER Başkanı Kaan Saltık, TREDER’in 16 üyesi ile yıllık Türkiye treyler pazarının yüzde 65’ini ürettiğini ve yılda 4 bin 500 treyleri de yurt dışına ihraç ettiğini açıkladı. Otomotiv sektöründeki trendin aksine Türkiye treyler satışlarında, yapılan ithalatın toplam pazarın yüzde 5’i dahi olmadığını vurgulayan Saltık, şunları söyledi: “EPDK/PETDER verilerine göre geçtiğimiz yıl ülkemizde 20 milyon ton akaryakıt ve LPG tüketildi. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin 2012 yılı verilerine göre bu rakam Türkiye’deki toplam tehlikeli madde taşımacılığının sadece yüzde 60’ına denk geliyordu ve kimyevi maddeler, asitler, bazlar, boyalar, oksijen, asetilen, karpit gibi gazlar ve patlayıcı maddelerle birlikte bir yılda takribi 33 milyon ton tehlikeli madde taşındı. Bu 33 milyon tonluk hacim için Türkiye kara yollarında 2012 yılında 1 milyondan fazla sefer yapıldı. Bu taşımalar derneğimiz verilerine göre 20 bin adede yakın kamyon tanker ve tanker treylerler tarafından yapıldı. İnsan sağlığı ve çevreye doğrudan etkisi bakımından ele alındığında bu taşımaların düzene girecek olması sadece sektör için değil Türkiye için de çok büyük anlam taşıyor.”

“Türk treyler markaları dünya arenasında daha fazla söz sahibi olacak”

ADR sertifikasına sahip olmayan tankerlerin her an her yerde çok büyük risk oluşturduğunu ifade eden Kaan Saltık, bundan böyle amacın tehlikeli maddelerin taşınmasında sıfır ölümlü kaza ve sıfır çevre kirliliği olması gerektiğini vurguladı.

TREDER olarak ADR Konvansiyonu’nu Ulaştırma Bakanlığı’nın imza attığı tarihten beri desteklediklerini kaydeden Saltık, Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ADR konusunda çok ciddi mesai harcadıklarını söyleyen Saltık, düne kadar yurtdışında yaptırdıkları test ve belgelendirme işlemlerinin artık TSE tarafından yapılacağını hatırlatarak, bunun üreticiler için önemli bir zaman ve maliyet tasarrufu getireceğini açıkladı.

Treyler sektörünün ADR konusunda dersine iyi çalıştığını ve Türkiye’nin yakın zamanda doğabilecek tüm ihtiyaçlarını Türk treyler üreticisinin karşılayabilecek durumda olduğunu ifade eden Kaan Saltık, şunları söyledi: “Türk treyler üreticisi bu ihtiyaçlara karşılık önemli yatırımlar yaptı ve kapasite artırımına gitti. Bugün 16 dernek üyemizin 8 tanesi ADR uyumlu tanker üretimi yapıyor. Sadece bu üreticilerin tek vardiyada kapasiteleri 3 bin adet mertebesinde. Şüphesiz bunun otomotiv ve ülke ekonomisine çok olumlu yansımaları olacak. Bu daha fazla üretim ve daha fazla istihdam manasına geliyor. Türkiye’nin otomotiv sektöründeki başarısına treyler sektörü artık daha fazla katkı sağlayacak. Türk treyler markalarının bundan böyle dünya arenasında daha fazla söz sahibi olacağını size rahatlıkla söyleyebilirim.  Ayrıca lojistikçilerimiz için yurtdışında ve yurtiçinde önemli bir potansiyel çıkacak. Bu ölçek yüzünden hizmet ihraç edecek duruma gelecekler.”

TSE Başkanı Hulusi Şentürk: “Test ve belgelendirme maliyetlerini aşağı çekiyoruz”

TSE Başkanı Hulusi ŞentürkTürkiye’nin değişen dünyada değişim ve dönüşümünü hızlı bir biçimde başarmakla mükellef olan bir ülke olduğunu vurgulayarak konuşmasına başlayan TSE Başkanı Hulusi Şentürk, “Sorunları öteleyerek bir yere varamıyoruz, sorunları öteleyerek aslında sanayicimizin ve lojistik sektörü temsilcilerinin maliyetlerini artırmaktan başka sonuç elde edemiyoruz. Türkiye’nin artık geçmişten kaynaklanan ezberlerini bozması lazım. Bizde TSE olarak bu değişimi sağlayabilmek için kendi içimizde çok ciddi gayretler sarf ediyoruz. Öncelikle kafalarımızı değiştirmeye çalışıyoruz. Devlet adına bekçilik yapan bir kurum olmaktan, sanayici adına yol açan kurum olma anlayışına doğru evrilmek için uğraşıyoruz” dedi.

TSE’nin 300 milyon doları aşan yatırımından söz eden Şantürk, sanayicileri dışa bağımlılıktan kurtarmak zorunda olduklarından söz etti. “TSE olarak uygunluk değerlendirmedeki her hizmeti yapmaya talip değiliz, aksine özel belgelendirme kuruluşlarının yaptığı alanlardan hızla çekilmeye çalışıyoruz. Biz özel kuruluşların giremeyeceği, büyük yatırım isteyen mali gözetim alanlarına doğru kendimizi yönlendirdik. Her alana girmeyeceğiz ama girecek gibi altyapımızı sağlayacağız çünkü fiyatları dengede tutma görevimiz var. Akustik testleri için laboratuar kuruyoruz ve fiyatlar aşağı inecektir. Yangın testlerinde bunu yaptık ve fiyatlar 3’te bire düştü. Sanayicilerimiz için test ve belgelendirme maliyetlerini aşağı çekmek ve bu süreleri indirmemiz gerekiyor. Bugün rekabet uygunluk değerlendirme hizmetleri üzerinden yapılıyor. Birçok ülke uygunluk değerlendirme belgelerini teknik engel olarak karşımıza çıkarıyor” dedi.

Sanayicilerden sektördeki gelişmeleri yakından takip etmelerini isteyen Şentürk, şu açıklamalarda bulundu: “65 bin sanayicimize anket gönderdik. Standartlar nelerdir? Türkiye’de yaptıramadığınız testler nelerdir? Türkiye’den temin edemediğiniz belgeler nelerdir? gibi sorular sorduk. Sadece 600 dönüş oldu. Bu kadar mı sizinle ilgili konularda vurdumduymazsınız. Her yıl dünyada 50 bin standart revize oluyor. Her sektör kendi sektöründeki gelişmeleri bilir. Bize dönecekler bilgi verecekler ki biz buna göre adım atalım. O yüzden bizim önceden bilgilendirilmemiz gerekiyor. İmkanlarımız geniş ama biz pazarın gerek ihtiyacını tespitte sıkıntı duyuyoruz. Öyle olunca ihtiyaçlar dışına odaklanıyoruz ve verimsizlikler artıyor. 2 milyar dolar test belgelendirme ve sertifikasyon yurtdışına gidiyor.”

Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak: “Sürücü ve araçlar çok sıkı denetlenecek”

Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi GönülalçakBakanlığın yeni yapılanmasında Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılığı Düzenleme Genel Müdürlüğü kurulduğunu hatırlatarak kurulan yeni genel müdürlük ile kopuklukların ortadan kaldırıldığını vurgulayan Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürü Mehdi Gönülalçak iç su taşımacılığı dışında Türkiye’nin ADR’nin tümüne taraf olduğunu hatırlattı.

Eğitimler konusuna değinen ve ilk etapta eksiklikleri değerlendirdiklerini ve eğitici eksikliğini tespit ettiklerini kaydeden Gönülalçak, eğitici yetiştirmek için ardarda seminerler düzenlendiğini açıkladı. Şu an yetkilendirilen eğitim kurumlarının sayısının 33’ü bulduğunu kaydeden Gönülalçak, denetimler konusuna da değinerek gerek sürücülerin gerek araçların 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle çok sıkı denetleneceği bilgisini aktardı.

Şu ana kadar uluslararası taşımacılık yapan firmaların belgeleri yurtdışından aldığını hatırlatan Mehdi Gönülalçak, “Mart ayında TSE ile bir protokol imzalandı. Hem ambalaj hem de ADR araçları için belge veriyoruz. 1Ocak 2014 itibarıyla yol kenarı denetim istasyonlarında tehlikeli madde denetimleri yapılacak. Bunlarla ilgili eğitim sürecini başlatıyoruz. 1Ocak 2014’den sonra yeni araçların ADR’ye uygun olarak üretilmesi gerekiyor. Mevcut araçlarla ilgili nasıl bir yol izleyeceğimizi çıkaracağımız ‘Güvenli Taşımacılık Mevzuatı’nda ortaya koyacağız. Bundan sonra bütün araçları belgelendirerek sistem içerisine alınmasını sağlayacağız” dedi.

TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektör Meclisi ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu: “Düzenlemelerin, kanunlar, denetim ve kontrollerle sürdürülebilir hale gelecek”

Çetin Nuhoğlu1 Ocak 2014’e sektörün hazır olarak gireceğine olan inancının sonsuz olduğunun altını çizerek konuşmasına başlayan TOBB Ulaştırma ve Lojistik Sektör Meclisi ve UND Başkanı Çetin Nuhoğlu, 2003 yılından itibaren başlamış olan ulaştırma sektöründeki yeniden yapılandırma ve buna bağlı olarak da 1 Ocak 2014 itibari ile hayata geçirilecek olan ADR’nin en önemli ayaklarından birinin TSE olduğunu söyledi.

TSE’nin kontrol ve denetim standartlarını belirlediğini kaydederek, sektördeki bütün oyuncuların standartlara sahip olmasını denetlemenin kararların başarısı için en önemli adımlardan biri olduğunu kaydetti. Düzenlemelerin, kanunlar, denetim ve kontrollerle sürdürülebilir hale geleceğini vurgulayan Nuhoğlu, “ADR’nin ambalaj taşıyıcı araçlar konusu var, işaretleme ve etiketleme konuları var, en önemlisi danışman ve sürücüler konusu var. Ne kadar iyi araçlar üretirseniz üretin, ne kadar iyi standartlar belirlerseniz belirleyin bunların kullanımdaki etkinliği artırılmadığı zaman, bunlarla ilgili denetimleri sürdürecek olan yapıyı oluşturmadığınız müddetçe ayakta kalamazsınız. Sektöre girişteki en önemli kriterlerden biri olan mesleki yeterlilik en çok ihtiyaç duyduğumuz konulardan biri. Şoförlerimiz ve danışmanlarımız bu sektörde hem bireysel olarak rekabetçiliğimizi hem de sektörün rekabetçiliğinin önünü açacaktır” diye konuştu.

Arkasında toplumun ve çevrenin korunması için kuralların oluşturulmasının, gelecek açısından herkesin önceliği olduğunu ifade eden Nuhoğlu, Avrupa ülkelerinin yaptırımlarını da hatırlatarak, şunları söyledi: “Avrupa ülkelerine baktığınız zaman bu standartların olmadığı bir taşıma, ihracata dayalı büyüme planlarınızın olamayacağı ortada. Özelikle kimya sektöründe Türkiye’nin 18 milyar dolarlık ihracatının çok büyük bir bölümünü Avrupa ülkeleriyle yapılıyor. Özellikle tehlikeli madde ve kimyasal taşımalardaki taşıma modlarının içindeki en büyük fark kara taşımacılığında. O halde bu standartlara bir an önce kendimizi uydurmak hem rekabet acısından sektörlerin önünü açmaktır hem de çevreyle beraber uyumlu gelecek tasarısında ciddi rol almaktır” dedi.

ADR’yle Birlikte Taşımacılık Sektörünü Neler Bekliyor?

ADR’yle Birlikte Taşımacılık Sektörünü Neler Bekliyor?ADR’nin devreye gireceği 1 Ocak 2014 tarihi itibariyle piyasaya yeni çıkan araçların tamamında ADR Belgesi aranacak. Eski araçlardan; 2006-2013 model yılı olanlar 31 Aralık 2014 tarihine kadar uygunluk belgelerini almak zorundalar. Daha yaşlı araçlar için ise bu belgeleri almak için tanınan süre 31 Aralık 2017. Bu süre kapsamında uygunluk belgesi olmayan araçlar ceza kapsamına girmezken, 1 Ocak 2018 itibariyle denetimlerde yakalandıkları takdirde cezai işleme tabi olacaklar.

Sürücülerin ADR eğitimlerinde (SRC5) sınav tarihlerinin sıklaştırılması gündemde. Ayrıca bu eğitim ve sınavları düzenleyen Tehlikeli Mal ve Kombine Taşımacılık Genel Müdürlüğü, gelecekte bu sınavların online yapılmasını da gündeme alacak. Güvenlik danışmanları da eğitilip belgelendirilecek.

Yönetmelik kapsamında; tehlikeli maddeyi dolduran, paketleyen, yükleyen, gönderen, boşaltan ve aracın; tank işletmecilerinin tehlikeli madde faaliyet belgesi almaları zorunlu olacak.

Tehlikeli maddenin karayolu ile taşınmasında Bakanlık ve yetkilendirilmiş kuruluş tarafından test edilip sertifikalandırılmış olan ambalajların kullanımı zorunlu hale gelecek. Yine karayolu ile tehlikeli madde taşımacılığında ADR’de tanımlanan etiket, işaret ve turuncu plakanın kullanılması zorunlu olacak.

Karayolu kenarlarında kurulu olan sağlık ve mobil denetim istasyonlarından tehlikeli madde taşıyan taşıtlara yönelik olarak da yol kenarı denetimi yapılacak. Bu denetimlerde taşıtlar için geçerli ADR uygunluk belgesi, taşıma evrakı, şoförler için SRC5 belgesi, yazılı talimat, tehlikeli madde ve tehlikeli atık mali sorumluluk sigortası poliçesi ile ADR’de görülen asgari emniyet yetkilerine uyulup uyulmadığı, taşınan yüke uygun etiket işaretli plakaların kullanıp kullanılmadığına dair denetimler yapılacak.

ADR gereğince sevkiyat maddiyatı taşıyan, paketleyen, yükleyen, dolduran, boşaltan olarak faaliyet gösteren işletmelerin yaptıkları iş ve işlemler uluslararası anlaşmalar ilgili mevzuat kısımları kapsamında işletmecilere yardımcı olmak amacıyla tehlikeli madde güvenlik danışmanı istihdam etmesi veya yetkili madde güvenlik danışmanına hizmet alınması zorunlu hale gelecek.

Tehlikeli madde taşıyan taşıtlar için geçerli ADR uyumlu belgesi olmaması halinde taşımacıya bin Türk Lirası, SRC5 belgesi olmadığında taşımacılık yapan şoföre 200 Türk Lirası, Bakanlık ve yetkilendirilmiş kuruluş tarafından test edilip güven numarası verilerek sertifikalandırılmış olan ambalajları kullanılmayan göndericiye bin Türk Lirası, tehlikeli madde taşımacılığında ADR Belgesi tamamlanan etiket, turuncu plakalı kullanmayan göndericiye bin Türk Lirası, taşıyıcıya 500 Türk Lirası, sürücüye bin Türk Lirası para cezası uygulanacak.

Tehlikeli mal taşıyan araçların muayene kriterleri de yeniden belirlenecek.

Uygunluk belgesi almak için yapılan müracaatlarda çekici, treyler ve üst yapı ayrı ayrı ele alınacak.

Tehlikeli malların taşınmasında kullanılacak araçları bütünlük halinde muayenesine yönelik bir mevzuat çalışması yapılacak.

TAİD Başkanı Bahadır Özbayır: “Araç firmalarının üstyapıcılarla ve treyler üreticileri ile işbirliği artacak”

Türkiye Avrupa’nın en büyük kamyon ve çekici pazarlarından bir tanesi. Çok büyük bir kamyon ve çekici pazarından bahsediyoruz, bu anlamda ADR konusu özellikle önem kazanıyor.

Ne kadar ADR’li araç satılır, potansiyel nedir diye tamamen bireysel bir analiz yaptım. Türkiye pazarına baktığımız zaman kamyon ve çekicide 6 ton ve üzerinde son 10 yılı alın 35 bin adetlik pazardan bahsediyoruz. Bu pazarın yıllar içinde geldiği nokta itibari ile yüzde 50’si çekici haline geldi. 35 bin adetin 17 bin 500 adeti çekici diyebiliriz. Yüzde 20’si inşaat çift çeker kamyondur bu da aşağı yukarı 7 bin adet civarında oluyor. Ağır nakliye kamyonu dediğimiz 6×2, 8×2 klasik Türk kamyonları yılda 3 bin 500 adet satar. Bunun dışına orta ve hafif kamyon olmak üzere yüzde 20’de geri kalanlar 7 bin adet Türkiye pazarı böyle dağılır.

Tehlikeli madde taşımacılığı acaba bunlardan hangisiyle ilgili. Uzun mesafe taşımacılıkta çekici ve treyler bu kombinasyonu kullanıyor. Orta mesafe taşımacılıkta 25 tonluk 30 tonluk kamyonlar kullanılıyor; bunlar genelde sabit araca takılmış tanker üst yapısıdır. Kısa ve dağıtım amaçlı şehir içi kamyonlarda tanker üst yapısı vardır. Bunların içersinden orta, hafif ve inşat kamyonunu da bir tarafa koyduğumuz zaman çekici satışlarının ortalama yüzde 5’i akaryakıt başta olmak üzere tehlikeli madde taşımacılığına gidiyor. 17 bin 500 arıcın yüzde 5’i 900 adetlik tanker rakamını veriyor. Diğer kamyonların da yüzde 10-15’i bu sektöre gidiyor ve aşağı yukarı 500-600 adette denk geliyor. Topladığın zaman bin 500 adet araç yapıyor. ADR’nin artık Türkiye’de mevzuata bağlanması ile tehlikeli madde taşıyan uluslararası nakliyecimizin rekabet gücü artacak dolayısıyla böyle bir ilave pazar gelecek. Birde yaşlarına göre kademeli olarak eski araçların ADR’ye dönüştürülmesi konusu var. Buda mutlaka canlılık getirecektir pazara. Bunları da üzerine ilave ettiğim zaman önümüzdeki yıllarda 2 bin hatta üzerinde yıllık pazardan bahsedebiliriz.

ADR süreci Türkiye’de oyunun kurallarını da önemli ölçüde değiştirebilecek ve araç üreticilerinin başka noktalara fokus olmalarını gerektirecek. O zaman ADR’li üst yapıya en uygun aracı hangi üretici geliştirecek bu konuda bir rekabet ortaya çıkacak. Çünkü üstyapısız kamyon bir şey ifade etmiyor.

Üstyapıyla aracın uyumu çok önemli, bunu başarabilen, uygulamayı yapan üreticiler öne çıkacak. Üst yapıcılarla, treyler üreticileri ile araç firmalarının iş birliği daha da artacak.

Alışan Lojistik Operasyon Koordinatörü Jan Berslen Devrim: “Standartların yaygınlaşması lazım”

ADR mevzuatının çevresinde döndüğü noktalarda hep gözümüzün önüne İngiltere, Almanya, Fransa geliyor. Bulgaristan, Romanya’da Avrupa Birliği üyesi ve ADR mevzuatı çerçevesinde olan ülkeler. Oradaki uygulamalar ve denetimlerle karşılaştırdığımız zaman biz orada olmak istemediğimizi biliyoruz, biz daha iyi şeyler yapmak istiyoruz bizim daha iyisine ihtiyacımız var. Sadece ekipman, sadece alt yapı, sadece şoför eğitimi açısından değil, tehlikeli kimyasal sürecinin tamamının yönetilmesi açısından daha iyisine ihtiyacımız var. 

Tehlikeli atıklarla ilgili bir mevzuatımız var. Kimyasal madde taşıyan tankların ve kapların yıkanmasına dair bir mevzuatımız var. Çok önemli olan büyük endüstriyel pazarların önlenmesine dair bir mevzuatımız var. Bunların tamamı bizim daha iyi bir ortamda, daha sağlıklı, tehlikeden daha uzak yaşamamız için hazırlanmış olan standartlar.

Türkiye Marmara’dan ibaret değil, başka yerlerde de üretim yapılıyor, başka yerlerde de kimyasal maddeler dolaşıyor.  Bunun için bu standarttın yaygınlaşması lazım. Deponun içerisindeki operasyonda binanın kendisi işin yüzde 30’unu oluşturuyor, ondan sonra operasyon kapsamımız geliyor, onun üzerine teknolojimiz geliyor. Bir takım ürünleri yan yana koymamalıyız. Böylece tehlike anında yangının büyümesini engellersiniz. Bizim bütün bu operasyonlarda risk analizlerimizi yapıp, o risk analizlerimizin sonucunda açığa çıkan durumlara göre aksiyon planları oluşturmamız gerekiyor.

PETDER Projeler ve Dış İlişkiler Koordinatörü Aydın Özbey“ADR’ye geçiş sürecinin hızlı bir şekilde tamamlanması arzu ediyoruz”

Ülkemizde 2012 yılında rafineri lisans sahipleri tarafından ithalatı yapılan ham petrol miktarı 19.48 milyon ton seviyesinde, bunun 2.32 milyon tonu ülkemizde yerli üretimden sağlamaktadır. ADR sürecinin hızlı bir şekilde tamamlanması, emniyetli ve güvenli taşıtlarla kamu sağlığını en üst düzeyde korumak anlamında PETDER üyesi şirketlerin sergiledi çok önemli bir rol var. Gerek bu konuda düzenlenmiş olan zirveler gerek bu konuda ki toplantılarda görüşlerimizi geçmişten günümüze ifade ettik.

Türkiye’de ADR’li araç sayısı açısından baktığınızda petrol sektörü açısından üyelerimizin şirket nakliyesi diye tarif ettiğimiz filolarında yaklaşık 650-700 tane araç var. Tabi bu 700 araç toplam akaryakıt nakliyesinin yüzde 15’ini, yüzde 20’sini ancak temin edebiliyor. Bunun dışında kalan miktar bayilerimizin kendi araçlarıyla yapmış olduğu ihmalleri kapsıyor. 27 bin civarında araç olduğu ifade ediliyor, bir başka ifadeye göre 50 bin deniliyor. Sigorta ve finans birliğinden alınan bilgiye göre 10 bin tanker tehlikeli mal taşıma sigortası yaptırmış.

Petrol sektörü açısından da kimya sektörü ve diğer tehlikeli maddeler açısından baktığımız zaman geçmiş yıllardaki ötelemelerin hiçbir kazanımı olmamıştır. Öteleme her zaman bir maliyet olmuştur, kazanç olmamıştır. Biz PETDER olarak bu ADR’ye geçiş sürecinin hızlı bir şekilde tamamlanması arzu ediyoruz. Bu anlamda özelikle taşıma yapılan araçların standartlarının yükselmesi çok önemli.

TREDER Yönetim Kurulu Üyesi Murat Tokatlı: “ADR’li tanker üretimi fabrikadan başlar”

Kafalar karışık; ADR’li tanker ADR’li araç, üstyapı, altyapı nedir bunlar?

Türkiye’de ADR’li tanker konusu aslında yeni bir konsept değil. Biz yaklaşık 15 yıldır Türkiye’de ADR’li tanker kullanıyoruz. Şuanda piyasada ADR sertifikalı tankerler var, ADR uyumlu tankerler var, ADR’siz tankerler var. ADR sertifikalı tanker hangi süreçlerden geçiyor ondan kısaca bahsetmek istiyorum ki bu fark az çok anlaşılsın.

Öncelikle ADR’li tankerde süreç üretim yerinden başlıyor. Sadece aracın değil üretilen yerin de gereken şartları sağlıyor olması lazım. Bunları üreten kişilerin – özellikle kaynakçıların- de gerekli sertifikalarının olması lazım. Bunu aştıktan sonrada tasarım onayı alması lazım. Tasarım onayı için bir tasarım onay dosyası hazırlamanız lazım.

Öncelikle sınıfı netleştirmeniz lazım. Sınıfınızı belirledikten sonra yapacağınız tankın yapısal olarak tanımlamasını yapmanız gerekir. Yani hacim aralığı olacak, bölme sayıların olacak, dalga kıran yerleşmeleri nasıl olacak, kullanacağınız malzemeler neler olacak bunların ayrı ayrı sertifikasyonlarının olması lazım. Bunları dosyanıza ekliyorsunuz. Tankın daha sonra gövde tasarım hesapları yapılıyor, hatta projelerle yapılarak dosyanıza yerleştiriyorsunuz, ayrıntılı ince hesap bu dosyada yer alıyor. Daha sonra tankın bağlantı elemanlarının tanımlamasını ve treylerse gövdelere bağlanma esaslarının belirlenmesi lazım. Ya da kamyona bağlantı detaylarının verilmesi lazım.

Onay kuruluşu bu dosyayı inceliyor varsa bir eksiklik yada hata bunu size geri bildirimle bildiriyor siz onu tekrar düzeltip gönderiyorsunuz ve nihayetinde bir tasarım Tip Onayı alıyorsunuz. Üretim de belli aşamalardan geçiyor. Öncelikle tüm dosyalarda tanımladığınız her türlü detayı topluyorsunuz ve üretime başlıyorsunuz. Öncelikle tankın gövdesi üretiliyor ve üretimden sonra tüm kaynakların X-Ray ile kontrolü yapılıyor. Eğer hata varsa bunlar X-Ray’de ortaya çıkıyor ve tekrar düzeltmeleri yapıyorsunuz. Daha sonra da tank bittikten sonra boyaya girmeden önce belirli testlerden geçiriyorsunuz. En son final kontrolü bir sızdırmazlık testi var bu testlerden sonra artık tanker ADR sertifikası almaya hak kazanıyor. Takılan şasi plaketinde sizin pazar onayınızın numarasından üretim tarihine kadar, basınç değerli test sonuşlarından basınç değerlerine kadar her türlü bilgi burada yer alıyor. Sonra onay kuruluşu gelip mührünü basıp onaylıyor artık bu araç bir ADR sertifikalı bir tanker haline geliyor.

Bu işin bir de altyapısı var. Alt tarafta ki elektrik ve fren sisteminin tamamen 9891’e göre kontrollerinin yapılması, onaylarının alınması lazım. Bundan sonra T9 belgesi almaya hak kazanıyor olmanız lazım. Bizim özellikle Bakanlık ve TSE yetkililerinden isteğimiz; bir an önce uluslararası standartla T9 belgesi alıyor olmamız…

Tankeri müşteriye teslim ettikten sonra da kontrol ve denetim süreçleri devam ediyor. Tankerin 3 yılda bir sızdırmazlık testlerine tabi tutulması, 6 yıl periyotla da hidrostatik basınç testlerinin yapılması lazım. Yine bunların belirli periyotlarda denetlenmesi lazım. Burada da açıkçası TSE’ye de önemli bir iş düşüyor.

UND ADR Uzmanı Alper Özel: “İşin bir de sürücü yönü var”

Türkiye ADR sürücü eğitimlerine 1995 yılında Almanya üzerinden başlamıştır. Türkiye ADR taraflı olana kadar Almanya üzerinden gidilmiştir. Türkiye’den Almanya’ya eğitimciler gitmiştir. 15 yıl biz bu iş Almanya üzerinden yaptık. İyisiyle de kötüsüyle de Türkiye’de artık bu işler yapılıyor. Ve Türk sürücüler Türk ADR belgeleri taşımaları gerekiyor.

Sürücülerin sıcağı sıcağına sınava girmesi istediğimiz bir şey. Öğrendiklerini  hatırlamaları açısından daha önemli oluyor. Türkiye’de biz bu eğitimi yapıyoruz, ADR sertifikası vermeye başladık, ilerde daha da iyi olacağız. Teknik detaylar sağlandı. İşaretler artık çok daha güzel, Avrupa standartlarında işaretlemeler görüyoruz. Türkiye açısından baktığımız zaman birçok Balkan ülkesinden çok daha ilerdeyiz.

Bir tane daha güvenlik danışmanlığı. Tedbir yayınlandıktan sonra güvenlik danışmanı yetiştirme söz konusu olacak. ADR, Güvenlik danışmanı istihdam üretmek zorundadır diyor. Bu bir döngü, sürücü, güvenlik danışmanı bunların hepsi bu sürecin içinde.

TREDER Yönetim Kurulu Üyesi Gökhan Maraş: “Merdivenaltı üretim zarar veriyor”

1 Ocak 2014’de bizim için yeni bir dönem başlıyor. Tehlikeli mal taşınması ile ilgili TSE’nin bize verecek olduğu destek ile treyler imalatında gerçekten kaliteli bir üretim, kaliteli kontrol ile iyi yerlere gelebileceğimizi düşünüyorum. Rekabet açısından da sektörde şu anda kontrol olmadığı için ciddi anlamda ucuz maliyetli yapılan treyler kara yollarında dolaşmakta. Bu işe iyi bir yatırım yapmış, iyi bir alt yapı kurmuş firmaları olumsuz yönde etkilemektedirler. Tehlikeli madde taşımacılığında merdiven altı diye tabir ettiğimiz firmalar var ben bunların yavaş yavaş ortadan kalkacağını, bizim sektöre daha kaliteli, daha olumlu yansıyacağını düşünüyorum ben.

ADR

Share

Yeni Yorumlar Kapalı.